15-17 Mart 2007
Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği
Rinoplasti Kış Sempozyumu
Op.Dr. Erhan Eryılmaz*
Rinoplasti hem estetik, hem de fonksiyonel bir cerrahi girişimdir. Uygulamada sık
sık rastlansa da, fonksyonel işlevlerin gözetilmediği bir rinoplasti ameliyatı düşünülemez
ve böyle yapılan bir ameliyat da etik olarak sorgulanmalıdır. Rinoplasti operasyonunda
amaç dengeli bir burun oluşturmanın yanında nefes alma fonksiyonunu korumak ve daha
iyi hale getirmek olmalıdır. Bunun için ameliyat öncesinde burunda hava yolunu tıkayan
sebepler tam olarak araştırılmalı, bulunan burun içi veya burun dışı sebepler ameliyatta
düzeltilmelidir.
Nazal valv bölgesi burun foksiyonunda çok önemli bir yere sahiptir, yeterli hava
akımı ve nazal direnci sağlar. Bu bölgede meydana gelen çökmeler burun tıkanıklığı
ve karakteristik nazal kontur bozukluklarına sebep olur.
Son yıllarda nazal valvin analizi ve cerrahisinde çeşitli gelişmeler olmuştur. Valv
dış ve iç valv olmak üzere birbirinden ayrı iki bölgeden oluşmaktadır. Nazal valv
cerrahisi planlanırken her iki bölge için farklı çözümler üretilmelidir. Bu nedenle
ameliyat öncesinde burun ve burnun içindeki deviasyonları yanı sıra nazal valvden
kaynaklanan burun tıkanıklıkları iyi gözlenmeli ve ameliyat öncesi analizde valv
bölgesi mutlaka değerlendirilmeli ve ameliyat planı buna göre yapılmalıdır.
Bu kursta nazal valvin anatomik özellikleri, nazal valvin yapısını bozan primer
veya sekonder nedenleri anlatılacak ve bu bozukların onarım modaliteleri 3 boyutlu
animasyonlar ile desteklenerek, son yıllarda gelişen yapısal rinoplasti konsepti
içerisinde anlatılacaktır.
Nazal valvin anatomi ve fizyolojisi: Nazal valv burun boşluğunun en dar bölgesidir.
Anatomik olarak superolateralde üst lateral kartilajın kaudal kenarı, medialde septum
ve inferiorda kemik priform apertürün oluşturduğu üçgen şeklindeki bölgedir. Bu
üçgenin inferolateral köşesini alt konka oluşturabilmektedir.
İnternal valv medial üst lateral kartilaj ile dorsal septumun birleşim yerindedir.
Eksternal valvi sesamoid kartilajların çevresindeki yoğun bağ dokusu oluşturmaktadır.
Bu bağ dokusu ayrıca üst lateral kartilajla, alar kartilaj lateral krurasını kemik
piriform aperturaya bağlar.
Fizyolojik olarak her iki valv hava yolunun primer rezistans sağlayıcılarıdır. Hava
akımının burun boyunca hızlı ve türbülan bir akım olmasını ve burundan hava geçişini
hissetmemizi sağlar. Valv bölgesi nefes alma sırasında hava akımının hızı arttıkça
hava akımının duvarı içeri çekmesine belli bir değere kadar dayanır. Bu değerden
sonra valv kapanır, valvdeki hava akımı azalır. Normal valvi olan kişlerde valv
ancak hava akımındaki ani ve güçlü artışlarda kapanır. Zayıf veya çökmüş (kollabe
olmuş) valvi olan kişilerde hava akımındaki daha küçük değişiklikler valvde kapanmaya
neden olabilir. Bazı kişilerde valv bölgesi o kadar zayıftır ki normal nefes alma
sırasında da valv kapanması olabilir.
Nazal valv yetmezliğinin primer ve sekonder nedenleri:
İnternal valv yetmezliği:
Çökmeler olmuş internal nazal valvde nazal septumla üst lateral kartilajın yaptığı
açı normal değer olan 10–15 den daha azalmıştır. Bu durumun nedenleri:
1.)Daha önce geçirilmiş redüksyon rinoplasti
2.)Travma
3.)Doğumsal olarak zayıf burun yan duvarı özellikle üst lateral kıkırdaklar.
Eksternal valv yetmezliği: Üst lateral kartilajların ve alar kartilajların
lateral kenarlarına destek veren bağ dokusunun zayıflaması ile oluşur. Bunun yanında
sesamoid kartilaj bölgesinde lateral kruranın mediale yer değiştirmesi olabilir.
Burada "V" hava akımını, "P" basıncı, "R" yarıçapı, "L" uzunluğu gösterir, "K" ise
sabittir.
Nazal valvin önemli fizyolojik bir rolü nazal hava akımını regüle etmektir. Fazla
hava akımı burunun havayı nemlendirme ve filtre etme görevini yapmasını engellerken,
çok az hava akımı ise tıkanıklık duygusu yaratmakta ve nazal mukozanın efektif kullanımını
engellemektedir.
Rinoplastide nazal valve yapısal yaklaşım: Nazal valv yetmezliklerinin tedavisinde
sütür yöntemleri ve birçok greftler tanımlanmıştır. Kursumuzda daha çok estetik
burun cerrahisi sırasında bizim tarafımızdan burun dorsum ve tipini daha harmonik
haline getirmek için yaptığımız manevralar sonucunda oluşan orta çatı ve nazal yan
duvar problemleri ve bu durumu önlemek için kullanılan yapısal greftleme teknikleri
anlatılacaktır.
Nazal valv yetmezliğine yaklaşımımızı kısaca üç başlık halinde özetleyebiliriz:
1. İyi hava yolu değerlendirilmesi ve cerrahisi: Hastanın burun tıkanıklığı
olup olmadığı estetik deformiteler uygun tedavi modalitesinin planlanması açısından
çok önemlidir. Hastaya endoskopik ve anterior rinoskopi yapılmalıdır. Deviye olmuş,
sublukse septum, konka hipertrofileri, internal ve eksternal valv iyi değerlendirilmeli,
hastanın burun tıkanıklığındaki nazal valv yetmezliğinin rolü iyi dökümente edilmelidir.
Bunun için hastanın bir nostrili kapalı iken diğer taraftan ince bir stile ile burun
lateral duvarı hafifçe kaldırılarak hastaya öncesi ve sonrası hava akımı için subjektif
olarak vizüel analog skorlanması istenebilir. Akustik rinomanometri ise nazal valvin
objektif değerlendirilmesini sağlar. Bu şekilde ameliyat öncesi nazal valv yetmezlikleri
saptanabilir. Özellikle ameliyat planlaması sırasında hastaya özel yaklaşım uygulanmalı
ve her hastanın burun içi anatomisi tam olarak gözlenmelidir. İyi estetik sonuç
kadar fonksiyonu koruyucu cerrahinin de çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
2.Dengeli burun konsepti: Rinoplastide fonksiyondan taviz vermeden estetik
sonuç almak isteniyorsa, cerrahi küçültme üzerine (reduction rhinoplasty) kurmamak
gerekir. Burnun yüzdeki diğer ünitelerle denge içinde olması gerektiği gibi kendi
alt-üniteleri de dengeli olmalıdır. Bu kavram ile özellikle nazal valvi etkileyen
orta burun çatısının ve burun lateral duvarının dengeli ve güçlü yapılması amaçlanmalıdır.
3.Yapısal grefteme(Structural grafting): Rinoplasti ameliyatı sırasında daha
ince, definitif ve güzel görünümlü bir burun sırtı ve ucu yaratmak amacıyla yapılan
rezeksyonlar sonucunda burun yan duvarlarında iatrojenik zayıflıklar yaratılır.
Bu durumda için rezeksiyon cerrahisinden kaçınmak gerekir. İnternal valv bölgesini
burnun orta çatısı olarak değerlendirmeliyiz. Her türlü hump rezeksiyonu orta çatının
bütünlüğünü bozar. Orta çatı bütünlüğünün sağlanması için butterfly greft, spreader
greftler, açıcı sütür teknikleri ile orta çatı rekonstrüksyonu gerekir. Eksternal
valv ise burun yan duvarına karşılık gelir. Septum ile burun yan duvarı arasındaki
açıya domal açı denir. Burun ucunu değiştirmek için yapılan sefalik rezeksiyon,
dom sütürleri, domal rezeksiyonlar ve diğer sütür teknikleri, lateral nazal duvarı
kollabe ederek domal açıyı azaltır. Bunun sonucunda nazal valv yetmezlikleri ortaya
çıkmaktadır. Eksternal valv yetmezliklerinde onlay lateral batten greftler, Lateral
Crural Strut Greft, Alar Spreader Greftler ve sütür teknikleri tanımlanmış olup,
Lateral Crural Strat graft bu çözümler içinde en etkili olanıdır.
*Kaynakça gösterilerek alıntı yapılabilir;
Erhan Eryılmaz, "Nazal Valf Cerrahisi", 'Rinoplasti Kış Sempozyumu', Uludağ, 2007,
(Çevrimiçi), http://www.estetikistanbul.com.tr,(erişimtarihiniyazınız)